Facebook Instagram

Dilekalem

Bir Diamond Selection® Hikayesi; Bütünleşmeye giden yolda güzel bir egzersiz; eskiden kalan parçanın içine doğurduğu tepkiyi fark ettiğinde onu kabul etmek, şefkat göstermek, helalleşmek…

​Bütün Benlerle Bütünleşmek

Onunla daha önce farklı konularda çalışmıştık. Tekrar bir araya geldiğimizde, bu kez yeni girdiği iş ortamında, çok da iyi fikirler ve projeler üretme isteği varken bir türlü bunu tam olarak açığa çıkaramadığını, bir şeylerin onu tuttuğunu fark etmişti, bunu çözmek ve daha cesur, daha doğal akışında olmak istiyordu.

Hayatında yakın zamanda geçirdiği bir çok değişim olmuştu, bir çok şeyi aşmıştı, yeni meydan okumalarla karşılaşmıştı. Adeta yeni bir düzlem kuruyor, o düzleme yerleşmeye çalışıyordu. Seansımıza nefeslerle başladık, odaklanarak, o frekansta bir olarak, ona ait alanının, yüksek bilincin kendini ifadesine izin verdik. En çok boğaz ve rahim bölgesinde, yani ifade ve yaratıcılık, üretkenlik alanlarındaki düğümlerin sözle ve enerjiyle dönüşümü deneyimledik.

Hepimize örnek olabileceği için akan rehberliğin bir kısmına birlikte kulak verelim;

İletişim reformu
“İletişim reformun gerçekleşmekte… Fark edişler, ona uyumlanmalar, yeni fark edişler, mücadeleler, alışkanlıkların oturması… hepsi bir arada. Bu nedenle yorucu. Hem fark edişi, hem uygulaması eş zamanlı ilerleyen bir süreçtesin…

Kendi içinde bütünleşmek
“Ya beğenmezlerse?” sorusunun komik olduğunun da farkındasın artık. Ama bu soru da eski bir alışkanlık, yerleşmiş birşey. Bununla başa çıkmanın yolu, kendi içinde ayrışmak değil bütünleşmekle mümkün.

Şu anın şimdiye kadar olmuş ve olan tüm “sen”lerden oluşuyor. Şu anda odağın çoğunlukla yeni bilinç seviyende olsa da zaman zaman şu anki sende taşıdığın, eski senlerden birine kayabiliyor. Sen, o odağı çeken senle(/parçanla) tamamen helalleşmeden o gitmeyecek. O senler havuzunun, diğer bir deyişle geçmiş deneyimlerinden taşıdığın parçalarının, bir kısmı helalleşip gidecek, bir kısmı seninle gelecek, bir kısmını yolda üreteceksin, bu böyle devam edecek… “Ya beğenmezlerse” sorusunu soran mesela, 14 yaşındaki bir halin, hala seninle olan… O daha iyisini bilmiyor, o senin yaşında değil, senin olgunluğunda değil, o senin o günden bu yana yaşadıklarını yaşamadı. O, şu an yaşadığın iletişim reformunun içinde eskiden kalan bir parça aslında. Dolayısıyla onun azarlanmaya değil, şefkate ihtiyacı var. “Tamam, sen benim bir parçamsın, sen bu kadarını biliyorsun, seninle helalleşeceğim ana kadar, bunu bu düzeyde kabul edene kadar benimle yaşamaya devam edeceksin” diyerek o parçana sarılıp, şefkat göstermelisin. Kendinle bütünleşmenin en temel parçalarından biri bu.

Mükemmellik beklentisini aşmak
Hiçbirimiz içimizdeki öz dediğimiz en yüksek frekanslı parçamız kadar “iyi” bilmiyoruz. Hayat yolu üzerinde ilerlerken birşeyler bırakıyoruz, birşeyler ediniyoruz. Şu anda örneğin beş sene sonraki halimiz kadar da bilmiyoruz ama şu an olabildiğimiz en iyi haldeyiz, daha iyisine çabalıyoruz. Bütün mükemmelsizliklerimizle birlikte biz bir bütünüz.

Ancak, kendi sistemindeki mükemmelsizlikleri dışladığında kendi sistemine bütün olarak dışlama enerjisi yayıyorsun. Dolayısıyla zamanı lineer kabul etmediğinde, tüm geçmişlerin ve potansiyel geleceklerinle bu anda olduğumu düşündüğünde ve bu dışlama enerjisini sistemine yaydığında “onun kadar iyi olmadığın” beş yıl sonraki halinden de, özünden (yüksek benliğin) ayrıştırıyorsun kendini.

Bütünleşmeye giden yolda güzel bir egzersiz; eskiden kalan parçanın içine doğurduğu tepkiyi fark ettiğinde onu kabul etmek, şefkat göstermek, helalleşmek…

Aslında zaten yaralı doğduğunu bilmek
Yaralı doğuyoruz; mükemmelsizliğimizle geliyoruz. Ve onlar (mükemmel olmayan parçalar; mükemmelsizliklerimiz) bizim ihtiyaçlarımız; doyurulmak, tamamlanmak, dönüştürülmek isteyen tarafımız. “Mükemmele döndürme ihtiyacı”… Varoluşu bu yaratıyor. Dolayısıyla fazla mükemmeliyetçi olmak, mükemmelsizliklerimizi yargılamak ve çok kurcalamak varoluşa aykırı!:) Niye hala içimde böyle bir parça var diye kendime kızmak ve ayrışmak, kendini suçlamak sadece yıpratıyor, hayat akışından alıkoyuyor… Herkes için bu böyle.

Kendi cennetini yaratmak
Yaradan, insanları yaratan ve olduğu haliyle kabul eden, zaten öyle  yaratan ve ona belli bir alan sağlayan. Biz onun yarattığı mikro olarak, kendi içimizdeki mikrolarımızı kendi gerçekliğimiz içerisinde yaratıyoruz. Daha büyük düşünüp Yaradan şefkati, samimiyeti ve merhametiyle kendi yarattığımız benlerimizi sararsak iç huzur geliyor; kendi cennetimiz…

İlham olsun, aşk olsun,

Dilek


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

ETKİNLİK VE DUYURULARDAN HABERDAR OLUN

Etkinlik ve duyurulardan haberdar olmak için lütfen adınızı ve e-mail adresinizi kaydedin.