Facebook Instagram

Dilekalem

Çin’de, bir sanatçı eline suluboya kağıdını ve mürekkebi alıyor. O geleneksel ve basit olana kendi dünya algısını yansıtıyor. Ve dünyanın bir diğer ucunda, bir anne-oğul geliyor, “Mürekkepten” sergisini gezerken...

Hayatın Dili; Mürekkepten...

Pera Müzesi’nde “Mürekkepten” isimli sergiye gittik oğlumla. Çinli sanatçıların mürekkep kullanarak, geleneksel ile günceli harmanladığı, mürekkebin ifadesi ile kendilerinden taşanı yansıttığı eserlerden oluşan bir sergiydi.

Sergilere gittiğimizde Kutay’a soruyorum, “Buna bakınca ne hissettin? Sence ne var burada?” O da canı isterse cevap veriyor, istemezse basıp gidiyor, kendi sorularımı kendim cevaplıyorum :) Onu izliyorum, bazı eserler çok dikkatini çekiyor, uzun uzun izliyor. Kimini anlatıyor, kimini pas geçiyor. Hem eserleri hem onu izliyorum ben de. O başka bakış açılarını ve ifade şekillerini görüyor, ben onu neyin çektiğini, neyle ilgilendiğini. İlgilense de, ilgilenmese de gördüğü, duyduğu kişisel hazinesine katılıyor, yaratıcılığını besliyor. O birikim, nereden, ne zaman geldiği belli olmayan parçalar nasılsa zamanı geldiğinde bir araya geliyor, yaratıcı çözümler, ürünler olarak tezahür ediyor. 

Mürekkepten sergisinde de bazı eserlerde uzun uzun durdu, ben de. İkimizin ilgisinin kesiştiği eserler Zhou Fan’ınkilerdi. Biri fotoğraftaki… 

Kutay “Ben burada deniz görüyorum, güneş görüyorum. Ama yanardağlar da var. Hem güzel, hem de korkutucu” dedi. Ben de benzer hisler yaşadım, daha uzun ifade ettim. Çelişkiliydi. Hem derinde, güçlü, kuvvetli, güzel bir şeyler vardı. Hem de tahribatı, hiddeti içeriyordu sanki. Nükleer patlamaları çağrıştırdı baktıkça, hala “Çernobil”i izlemedim, izleyeyim dedim… Ben bunları düşünür ve anlatırken Kutay yine bastı gitti :)) 

Sergilerde önce eserin adına, sanatçısına değil, kendine bakmayı seviyorum. Onunla bağ kurup, hissetmeye, sezgimle sanatçısıyla konuşmaya, onun anlattıklarının bendeki iz düşümünün ne olduğuna bakmayı seviyorum. Ardından okuyorum, adını, sanatçısını… Yine öyle yaptım, Kutay orada gezinirken, dönüp sanatçısı hakkındaki yazıya baktım. Oradan öğrendim ki, Zhou Fan, resimleri, dış dünyaya karşı geliştirdiği fobileri yansıttığı, metaforlar barındıran psikolojik araçlar olarak görüyormuş. Doğanın sağlıklı bir yer olduğu fikri ile onun çıplak halinin uyandırdığı dehşet arasındaki çelişkiyi yapıtlarına konu ediyormuş.  Eserlerinde, yüzeyin ötesine geçerek, küresel ısınmadan, bulaşıcı hastalıklara, mahremiyetin ortadan kalkışından nükleer bir patlama tehlikesi ile bildiğimiz her şeyin bütünüyle yıkımına dek pek çok korkuyu ifade ediyormuş. Ve resimlerinde hem bu korkuları, hem de daha iyi bir dünya hayal etmeyi teşvik edecek unsurları sunuyormuş… Ki, izlerken buram buram hissedilen çelişki tam da bu…

Düşündüm de, dünyanın bir ucunda, Çin’de, bir sanatçı eline suluboya kağıdını ve mürekkebi alıyor. Aynı çocukken hepimizin yaptığı gibi. O geleneksel ve basit olana kendi dünya algısını yansıtıyor. Çelişkilerini, doğanın güzelliğini, içindeki dehşeti, tahribatından doğan tehditleri ve her şeye rağmen daha iyi bir dünya hayali kurabileceğimiz fikrini… Ve dünyanın bir diğer ucunda, büyük olasılıkla hiç ayak basmadığı bir coğrafyada bir anne-oğul geliyor, o eserlerin de dahil olduğu “Mürekkepten” sergisini gezerken onun eserlerinin önünde duruyor, bakıyor ve sanatçının mürekkeple kağıda fısıldadıklarını duyuyor. Sanat, evrenin dilini kullanıyor. Nerede, kaç yaşında olursak olalım, fiziksel dilimizle hangi lisanı kullanırsak kullanalım, mürekkep ve kağıt, tarih boyunca olduğu gibi sözleri taşıyor, sanat o sözleri kelimelere bile gerek kalmadan evrenin diliyle aktarıyor… Biz ondan parçalar alıyoruz, kişisel hazinemize atıyoruz; bir parça mürekkep… Her gördüğümüz, yaşadığımız, deneyimlediğimizle birlikte harmanlanıyor o mürekkep, bir gün bir yerde  bizim hayatlarımızda da kendine yer buluyor, yaratımlarımızda o “Mürekkepten” de izler oluyor. Hayat böyle ifade buluyor. Kendi evrensel diliyle; sanatla…

İlham olsun, aşk olsun…

Dilek 

Not: Sergi 28 Temmuz’a kadar Pera Müzesi’nde görülebilir.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

ETKİNLİK VE DUYURULARDAN HABERDAR OLUN

Etkinlik ve duyurulardan haberdar olmak için lütfen adınızı ve e-mail adresinizi kaydedin.