Facebook Instagram

Dilekalem

Bir Nefes Hikayesi; O nefesini açarak, kalbini açarak, sesini duyarak, peşinde yola çıkarak, tutkuyla çabayı harmanlayarak kendi mucizelerini yaratıyor…

Melekler Kalbinde, Melekeler Yıllarca Gizlesen de İçinde

Okul yıllarından tanışıyorduk. Uzunca bir dönem sık sık görüşürken, araya işler, güçler, seçimler girmişti, uzun zamandır görüşmemiştik, kalpler bir olsa da yollar farklı yönlere akmıştı. O yüksek lisansını kendi branşında yapmış, sonra özel sektöre girmişti, yıllardır orada devam ediyordu. Genel olarak memnundu, ya da benim en son hatırladığım hali öyleydi…

Yıllar sonra adını telefonumda gördüğümde şaşırdım, sevindim… Uzun uzun konuştuk, rota kırışımdan, yaptıklarımdan bahsettim. O da geldiği noktada ne kadar sıkıştığından, ne yapacağını bilemediğinden. Öylesine aklına düşmüşüm, hayatımdaki dönüşümden haberi yokmuş… Tesadüf (!) o ki, nefes terapisini duymuş ve denemek istiyormuş, nereden güvenilir, iyi birini bulabileceğini düşünüyormuş! Ve bir seans için sözleştik.

İlk seansta zorlansa da belli belirsiz bir rahatlama, daha bir saat öncesine göre daha rahat ve daha fazla nefes alabilmesinin verdiği şaşkınlık ve en çok da fiziksel de, ruhsal da bir şeylerin değişebileceği ihtimalinin hissi ile nefeslere devam kararı aldı.

Güzel bir süreçti, hem eski arkadaşımla görüşüyor, arada neler yaptık, neler yaşadık, çoluk, çocuk konuşuyor, arkadaşlığımızı tazeliyorduk, hem de ilk elden dönüşümüne şahit oluyor, katalizörlük yapıyordum!

İlerleyen seanslarda adım adım nefesle, o seansın kendi teknikleri ve akışıyla kendi prangalarını kırmaya başladı. Zorlandı, ağladı, rahatladı, güldü, durdu, nefesini tuttu, devam et dedim, etmesi gerekiyordu. O yaklaşmaya hiç cesaret edemediği, hatta varlığını bile bilmediği kendi tünellerinden geçiyordu.

Seansların arasında iş yerinde yaşadıklarına algısının ve tepkilerinin değişmeye başladığını fark edip anlatıyordu. Daha önce altında ezildiğini hissettiği, okları hep kendine çevirdiği, çıkış yolu göremediği karanlığında bir ışık yanmaya başlamıştı. Böylece kendi durduğu noktayı, çevresinde yaşananları, kan uyuşmazlığını ve önünde aşılmaz bir duvar gibi duran bu durumun içinde bir kapı açıp geçmesi için onu zorlayan bir fırsat olduğunu fark etti… “Nasıl?” lar hala soruyken o kendini her seansta nefesini ve hayatını açmaya, aydınlatmaya bıraktı. Bırakmadığı ümidiydi, bir çıkış yolu belirecekti, cevaplar kendindeydi ve zamanı geldiğinde kendini gösterecekti.

Dördüncü seansımızda asıl kırılımı yaşadı, o ana kadar çözülenlerle, nefesle açılan dönüşümle kendi cevaplarına ulaştı. Her biri kendine ve ihtiyacına has seanslardan sonra, yine ona ve o ana has bir açılım yaşadı ve kendi iç sesine ulaştı. Kendi özüyle, ruhuyla ona her daim rehberlik etmeye hazır kendi öz varlığıyla buluştu. İşte o zaman cevaplar belirdi, o kapı açıldı. Dinlemeyi çoktandır bıraktığı, susturduğu kalbi ona yıllar önce asistanlığı sırasında üzerinde çalıştığı projeyi hatırlattı, onu hatırla, ona çalış dedi. “Senin için cazip olanı gittin, gördün, deneyimledin, alacağını aldın… Şimdi rotanı kendi yoluna çevir”…

O “o ses”i duydu, çağrıyı aldı. Bir daha hiçbir şey aynı olmayacaktı. Kendine geldiğinde, aklına bile gelmeyen ama kalbinde hep bekleyen bu gerçeği fark etmenin hatta ona bu kadar yakın olmanın şaşkınlığını yaşıyordu. Ve içi inanç ve coşku doluydu… Bunca işin içinde açıp onca yıldır okumadığı kitaplarını defterlerini okumalı, koptuğu akademik hayatıyla tekrar bağlantı kurmalı, sınavlara hazırlanmalıydı. E yaşamını çevirmek için paraya da ihtiyacı vardı, dolayısıyla var olan işinde de çalışmalıydı. Daha bir kaç hafta önce nefes bile alamadığı işinde çalışırken nasıl bütün bunları yapacaktı?… İşte nefes terapilerine başlarken herşeyiyle imkansız görünen, o yüzden hiç kalpten işitilmeyen bu gerçek aldığımız yolun sonunda gayet mümkün görünüyordu! O artık ne yapacağını çok iyi biliyordu, bunu istiyordu, sakladığı tutkusu ile yeniden buluşmuştu!

Dışarıdaki şartlar ne olursa olsun, nasıl görünürse görünsün bu tutkuyu izleyecekti, o aşılmaz görünen duvarda kendi kapısını ve ardında uzanan yolunu resmedecekti. O resmin canlanıp kapının açıldığı, bahçenin yeşerdiği günleri görecekti. Artık kalbinin sesini dinleyecekti. O ona yolu gösterecekti…

Bir sonraki seansımız için bu kez de onun evinde buluştuk. Bu kez tüm eski kitapları masanın üstünde dizilmiş, yeni gireceği sınavların hazırlık kitapları alınmış, masasının üstünü silgi tozları, kalem yongaları kaplamıştı bile. Öğrenmenin ve üretkenliğin güçlü havası doldurmuştu evini. Son seansımızı bu havada yaptık. Bitirdiğimizde yıllar önce tanıdığımdan da daha güçlü, derin nefesler alan, gözü parlayan, şaşkınlığını hala taşıyan ama inancı ondan büyük olan bir kadın vardı karşımda. Doğal nefeslerini sürdürecek, onu destekleyecek nefes egzersizleri gösterdim, alet çantasına eklemek üzere. Malum yol uzundu, nefes öze giden yolda en güçlü, en doğal kaynaktı, hep onunla olacaktı.

O “o ses”i duydu, dinledi ve kabul etti. İnandı ve tutkusuna sarıldı. Elinden geleni yaptı, içinde olduğu düğümde kendi kapsülünü yarattı. O kapsülün içinde hem tutkusuyla kendi yoluna çıkmahya hazırlanıyor, hem var olan işinin gerekliliklerini yapıyor, hem de olan biteni eskisi gibi etkilenmeden, daha objektif gözlerle izliyordu. İlk etapta dışarıda herşey aynı akıyordu, sadece onun perspektifinden gittikçe daha netleşiyordu. Onun yolu ise o dikkatini çevirdikçe daha netleşiyordu. Bu süreç devam ederken, başka şeyler de netleşti. Çalıştığı şirket yerli bir üretim şirketiydi ve yurtdışı kaynaklı bir şirketin satın alması söz konusuydu. Ancak çok uzun süredir bu konu gündemdeydi ve nihai karar verilmemişti. Şirketin incelemeleri ve söylentileri iş süreçlerini ve çalışma ortamını etkilemekte, ortamı daha da gergin hale getirmekteydi. İşte Nurhan’ın netleşmesiyle netleşen bir şey de bu oldu. Şirket satın alması gerçekleşti. Kısa bir sürede öngörülen organizasyon değişiklikleri paylaşıldı ve Nurhan’a da iki seçenek sunuldu; ya teklif edilen pozisyonda çalışmaya devam edecekti, ya da paketini alıp kendi yoluna gitmeyi seçecekti… İşte imkansız görünen herşey o imkan kapısını açınca, kalbi ve zihni netleşince açıldı ve netleşti. Artık maddi durumunu ve işinde ne yapacağını da düşünmesine gerek kalmadı. İşlerini devir sürecinde çalışmaya, bir yandan da akademik hazırlık çalışmalarına devam etti. Zorluydu, kafasını kaşıyamıyordu ama bu kez kürek çekişleri netleşen bir ufka doğruydu… Çalışma süresi bittiğinde, bir dönem içinde sıkıştığı, düğüm olduğunu hissettiği şirketi ile maddi, manevi helalleşerek ayrıldı.

O yoluna koyulduğunda ve net olduğunda hayat da ona yardımlarını sunuyordu. O inançla, tutkuyla hareket halindeydi ve hareket ödüllendiriliyordu, hem de bazen hiç beklenmedik şekillerde… Şirketinde onu, çalışmalarını takdir eden bir üst düzey yönetici ayrılık aşamasında, sonraki adımlarında nasıl yardımcı olabileceğini sordu bir sohbet sırasında. O sohbet de Nurhan’ın bundan sonra ilerleyeceği akademik hayatı için önemli ipuçları veren ve hala süreçlerinde destekleyen biriyle tanışmaya götürdü; yöneticisinin eski bir dostu o konuda önemli yol kat etmiş, çevresi ve bilgisi olan bir akademisyendi… Şu anda onun da yönlendirmesiyle ve kendi araştırmalarının şekillendirmesiyle, en sevdiği şehirde, kendi memleketinde, kabul edildiği- eskiden “imkansız” dediği- üniversitede bir doktora öğrencisi. Aynı zamanda kendi projesinin lideri.

Bu hikayenin daha ne süprizlerle, mucizelerle süsleneceğini bilmiyorum ve bilmiyoruz. Bildiğim şu ki, her telefonum çaldığında ve ekranda “Nurhan arıyor…” yazdığında kalbim hızla çarpıyor. Her seferinde güzel bir haber geliyor. O nefesini açarak, kalbini açarak, sesini duyarak, peşinde yola çıkarak, tutkuyla çabayı harmanlayarak kendi mucizelerini yaratıyor… Kendi özünde, dolayısıyla Yaradan’la iş birliğinde…

Yazımı Nurhan’ın elinden kağıda dökülen cümlelerle kapatıyorum.

İlham olsun, aşk olsun,

Dilek

Bugün hayallerime ulaşmaya kaç nefesim daha var bilemiyorum, ama altı yıl önce daha ilk taslaklarını yazdığım hayal defterime yüzümdeki bu gülümseme ile bunları yazabiliyor olmak bile ömrümü yeşertiyor, aldığım ve alabileceğim her nefesi şifa ile harmanlıyor ve inancımı tazeliyor.

Bu yolculuk aslında siz hayallerinizi daha yazmaya bile cesaret edemezden çok önce başlıyor. İstemekle, hazırlanmakla, tecrübe etmekle, kırılıp dökülmekle ve yenilenme kabiliyetinizi varoluş nedenlerinizden yalnızca birine, fakat sizi siz yapan değerlere ulaşana kadar sürdürmekle sürüyor gidiyor diyelim. Kafanız gerçekten karışık olabiliyor bazen, etrafınızdaki her varlık size var olduğunuzu (o siz olmadığınız halde) içinde bulunduğunuz yerin size ait olmadığını haykırdığı halde duymazdan geldiğiniz oluyor bazen. Belki bir şeyleri değiştirmekle, zamanla değişebileceğinize inanmakla oyalayabilirsiniz kendinizi. Yanlış mı anlıyorsunuz, yoksa yanlış taraftan mı bakıyorsunuz diye düşünür, belki de nefesinizi boş yere yıllarca harcamış olursunuz. Belki daha kolaydır yeniden başlamaktan diye alıkoyarsınız daha güzel bir gelecekten. Ben herşeyin bir zamanı var ona inanır oldum artık tüm kalbimle . Artık siz de hazır olduğunuza göre şimdi derin bir nefes alın ve yolculuğunuz kaldığı yerden devam etsin. Tüm renkleriyle, kokularıyla ve kalbinizle kucaklayın onu, sesleri dinleyin, en çok da içinize aldığınız nefesle gelen kendi sesinize kulak verin. Nerede takılıyorsa o ses, haydi derin bir nefes daha alın.

Bildiğinizi sandığınız şeyleri tekrar öğrenmek güzeldir. Bazen çok okumak, bazen çok yazmak gerekir, bazen de hiç beklemediğiniz zamanda karşınıza çıkan bir dost sizi hatırlatır kendinize. Dilek’cim benim yıkılmaya başlayan inancımı, kendimi düğüm olmuş gibi hissettiğim bir dönemde tekrar karşıma çıkarak nefes almayı öğrettiğin için sana minnettarım.
Ömrün açtığın nefesler kadar derin, dinlettiğin sesler kadar huzur dolu olsun canım benim.
Sevgilerimle,
Nurhan


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

ETKİNLİK VE DUYURULARDAN HABERDAR OLUN

Etkinlik ve duyurulardan haberdar olmak için lütfen adınızı ve e-mail adresinizi kaydedin.